Evli Olup da Ayrı Yaşayan Eşlerin Boşanmamalarının Olası Hukuki Sonuçları

31.07.2018

Eşler sağ iken evliliği sona erdiren olağan duruma boşanma denir. Boşanmanın hukukumuzda tanımlanan sistemi hakim kararı ile gerçekleştirilen sistemdir. Boşanmanın gerçekleşebilmesi için, boşanma davasının eşlerden biri tarafından açılması, boşanma sebebinin kanunda yazılı sebeplerden birine dayanması ve geçerli bir evliliğin kurulmuş olup, dava açılana kadar bu evliliğin devam ediyor olması gerekmektedir.

Hayatta, genellikle mutlu olmak amacıyla gerçekleştirilen evlilikler zaman içinde devam edemeyecek bir noktaya gelebilir ve fiili olarak boşanma çoktan gerçekleşmiş olabilir. Farklı durumlar olsa da, eşler genellikle ayrı yerlerde yaşayıp hukuken boşanmış gibi hayatlarına devam etmektedirler. Ancak, eşlerin fiilen ayrı yaşayıp, hukuken boşanmamış olmalarının hukukumuzda aşağıdaki gibi bazı sonuçları mevcut olup, eşlerin ileride zarar görmemeleri adına tekrar bir araya gelip evli çiftler olarak yaşamaları veya hukuken boşanmış olmaları gerekmektedir;

Ayrı yaşayan ancak hukuken boşanmamış çiftler, birbirlerinin yasal mirasçısı olmaya devam ederler. Ölen eşin altsoyu varsa ve ölen eş ölüme bir tasarrufta bulunmamışsa eş, ölen eşin mirasına dörtte bir oranında, altsoy mevcut olmayıp miras bırakanın anne ve babası hayattaysa yarı oranında, miras bırakanın altsoyu ve anne babası hayatta olmayıp büyük anne ve büyük babası hayattaysa miras üzerinde dörtte üç oranında hak sahibi olacaktır.

Evlilik devam ettiği sürece eşler arasındaki alacak hakkında zamanaşımı işlemez. İşlemeye başlamışsa da durur. Örneğin beş yıllık zamanaşımına tabi olan ve muaccel olma tarihinde başlayan bir alacak kalemi başka nedenlerle kesilmemiş ve durmamışsa beş yılın sonundan itibaren zamanaşımı def’i ileri sürüldüğü takdirde o alacak ödenmez. Boşanmış olmadıkça zamanaşımı işlemez.

Evliliğin kefalet sözleşmeleri üzerinde de etkisi bulunmaktadır. Bir ayrılık kararı veya yasaya uygun ayrı yaşama durumu söz konusu olmadıkça bir eşin kefil olabilmesi için, diğer eşin yazılı rızası gerekmektedir. Bu durumun istisnaları mevcuttur.

Aile konutu olarak kullanılan evin sahibi konumundaki eşin kredi karşılığında koyduracağı ipotek için diğer eşin açık rızası gerekmektedir. Aksi halde yapılan işlem geçerli olmayacaktır.

Bunların yanında, aile birliğinin birlikte yönetimi, aile birliğinin giderlerine katılım, aile birliğinin temsili gibi evliliğin genel hükümlerinin eşler bakımından meydana getirdiği sorumluluklar ortadan kalkmış olacaktır.